2 Ağustos 2012 Perşembe

HVAR


Sabah Split'ten kalkan ilk feribotla Hvar yolculuğumuz başladı. Bandırma-Yenikapı formatında ama açık havada seyahat edilebilen bu araçlarla 2 saatte Hvar adasının limanı sayılan Stari Grada vardık. Daha Bayan Pek Yer ile denizin berraklığına doyamamışken kendimizi yarım saat sürecek Hvar otobüsünde bulduk. 



Öncelikle kahvaltı yapmamış olmamız sebebiyle Bayan Pek Yer'in karnını doyurmamız gerekiyordu. Böylelikle Hvar'ın meydandaki tek marketine girerek şarküteri kısmında domestic salam ve peynirle kendimize şahane sandviçler hazırladık. 

İşte şimdi hazırdık gezmeye. Ancak öncelikle muhteşem görünen denize kendimizi atmak istiyorduk. Biz de  Tripadvisor'ın önerdiği Dubovica plajına gitmek için deniz taksi pazarlıkları yaptık ancak dudak uçuklatan fiyatlar bize dur dedi. (gidiş-geliş 700 Kuna) Biz de bize tavsiye edilen adanın güneydoğusundaki en yakın plaja doğru yola çıkmaya karar verdik.




Güneşin alnında çıkmış olduğumuz bu yol bize hiç bitmeyecek gibi geldi ancak 40 dakikalık yürüyüşün sonunda Blue Lagoon'da oynayan Brooke Shields'ı bile kıskandıracak bir plaja geldik. Konoba Mustaco'ya ev sahipliği yapan bu koyda aç kalma gibi bir imkan da bulunmamakta. Bu arada gidiş yolu boyunca bir çok kiralık villa gözümüze çarptı, bunlar da uzun kalışlar için değerlendirilebilir. 


Her ne kadar deniz kestaneleri bizi korkutsa da gözümüz o kadar dönmüştü ki kendimizi Hvar'ın serin sularına attık. Bembeyaz çakıl taşlarının berraklığı içinde balıklar ayaklarımızın dibinde yüzüyorlardı. Denizi arkamızda bırakarak şehri gezme konusunda Bayan Pek Yer'i ikna etmek biraz zat-ı alimi zorlasa da Sibel Can'ın ünlü türküsü "Aman Hvar, Hvar, Hvar, Komşular Hvaaar" türküsünü seslendirmem bana çok yardımcı oldu.



Dönüşü hissiyat olarak daha kısa süren yolculuğumuzun ardından kendimizi Hvar'ın begonvil dolu ara sokaklarına attık. İstanbul için erguvan ne ise , Hvar için de begonvil ve lavanta o. Şehir beyaz üzerine mor ve pembe sanki.

Ara sokakları hatmettikten sonra korktuğum başıma geldi ve meydandaki kilisenin önünde duran dantelci teyze Bayan Pek Yer'in hedefi haline geldi. Karnımızın acıktığını bahane ederek tezgahın önünden çekip aldığım Bayan Pek Yer'i Tripadvisor'dan keşfettiğim "Luna"ya götürdüm. Bu arada Tripadvisor'un 1 numaralı restoranları hep yazış, daha çok comment almış olanları değerlendirmeniz önerilir.




Uzun boylu garsonumuzun ısrarcı tavrına dayanamayarak deniz ürünleri yanına beyaz şarap sipariş ettik. Midye ve ızgarada kalamarla başlangıç yaptık ama sürprizi sona bıraktık. Kendimizi  bir diş hekimi havasına sokan alet edevatların gelmesi gözümüzü korkutmadı değil. Başımıza gelecekleri aslında anlamamız gerekirdi. Lobster ve Crab arasında oluşan bir anlaşmazlık sonucu bir ıstakozla karşı karşıya kaldık. Elimizdeki kerpetenlerle savaşın galibi bizdik ama inanın çok yorulduk.

Hvar'da pek öyle galeri müze aramayın, ada tamamen deniz ve mideniz odaklı tasarlanmış gibi. Masmavi denizinde cennet edalarıyla huzur bulun ve kendinizi bolca bulunan deniz mahsüllerinin kollarına bırakın. 

İmkanınız olursa Pakleni adalarına gitmenizi öneririz lakin biz gidemedik. 


http://total-hvar.com/

http://www.jadrolinija.hr/default.aspx?dpid=1304
http://www.tripadvisor.com.tr/Restaurant_Review-g303808-d1093421-Reviews-Luna-Hvar_Hvar_Island_Split_Dalmatia_County_Dalmatia.html
http://www.croatia-beaches.com/best/hvar_milna_dubovica_beach.htm


1 yorum: