6 Ekim 2012 Cumartesi

BERLIN GOES ON

Berlin demek Alexanderplatz demektir. Kentin nabzının attığı yerdir. Alfred Döblin'in kaleme aldığı "Berin Alexanderplatz" romanının çıkış kaynağıdır. Ünlü Alman yönetmen Rainer Werner Fassbinder de bu romanı peliküle aktararak 14 bölümlük bir şaheser ortaya çıkarmıştır.



Taksim meydanı ne ise Alexanderplatz işte odur. Ayrıca Berlin'in simgesi haline gelen Doğu Alman Hükümeti'nin imzası niteliğini taşıyan Fernsehturm da buradadır. Doğu Alman rejiminin donukluğu ve sosyalist mimarinin etkisi rahatça bu yapıda görülmektedir. Rejim her ne kadar bu yapının inşası ile gurur duyarak Federal Almanya'ya meydan okusa da, yapının yaratım sürecinde İsveçli mimarların yer alması Demokratik Almanya açısından bir çelişki yaratmaktadır. Ayrıca bu televizyon kulesine çıkılarak Berlin'e tepeden bakılabilindiğini eklemek isterim.



Bu koca yapının gölgesinde kalan Marienkirche ise sahip olduğu salon tasarımı ve dekoratif öğeler ile görülmeyi hak etmektedir. Buradan çıkıp kafanızı sola çevirdiğinizde ise karşınıza dev Kızıl Belediye Sarayı çıkar. Spree nehrine doğru devam ettiğinizde ise sizi geniş bir park karşılar. Parkın girişinde yer alan Neptün Çeşmesi Almanya'da yer alan dört büyük nehri simgeler. Çeşmeden devam ettiğinizde ise Marx-Engels Forum'a girmiş oluyorsunuz. Marx'ı otururken, Engels'i ayakta gösteren bir heykele de sahip olan park Müzeler Adası'nda yorulduktan sonra dinlenmek için çok ideal.





Müzeler Adası - Museumsinsel - bir çok müzeyi içerisinde barındıran bir müzeler kompleksi. Türk olmam sebebiyle Dünya'nın 7 Harika'larından biri olan Bergama Sunağı'na ev sahipliği yapan Pergamonmuseum bu bölgedeki tek müze tercihim oldu. Demir yolu inşa etme niyetiyle Osmanlı İmparatorluğu'na gelen Almanların bu topraklardan neler götürdüğü bu müzede yer alan eserler ile çok açık görülmekte. Ufak bir ayrıntı bu müze Türkçe dinleme aygıtına sahip, almadan geçmeyin.





Müzeler adasındaki tek yolculuğun ardından Berlin'in diğer bir acılı geçmişini yansıtan yapısına doğru yola çıktım. Yola çıktım diyorum çünkü önce S-Bahn, ardından 5 nolu tramvay hattı ve 5 dakikalık bir yolculuk sonunda Gedenkstätte Hohenschönhausen'e varabiliyorum. "Das Leben Der Anderen'de" gördüğümüz Stasi ajanlarının insanları nasıl sorguladığını, suçlananların hangi koşullarda yaşam mücadelelerini sürdürdüğünü ve Doğu Alman rejiminin baskıcı yapısını canlı gözle görmek adına çok önemli bir yapı. Ancak ufak bir bilgilendirme, bu anıt rehberler eşliğinde geziliyor ve sadece çarşamba ve cumartesileri 14:30'da ingilizce turlar yapılmakta.





Her ne kadar Stasiler ve Doğu Alman rejimi geçmişi nedeniyle kötü anılsa da Ostalgie gibi bir kavramın doğmasına sebep oluyor. Spree nehri kıyısında yer alan DDR müzesi de bu akımın etkisiyle kurulmuşa benziyor. "Goodbye Lenin" filmindeki oğlanın, annesi için yapmış olduğu çabaların tümü bu müzede rahatlıkla görülmekte. DDR müzesinin ardından da Berlin'in karakteristik trafik lambalarına ilişkin hediyelik eşyalarının yer aldığı Ampelmann'a uğranılmalı.



Berlin Alexanderplatz kitabı için:http://www.idefix.com/Kitap/tanim.asp?sid=LCD0W86S2A7A8PIC8KIL&searchstring=alfred%20d%F6blin
Berlin Alexanderplatz dizi için: http://www.amazon.com/Berlin-Alexanderplatz-The-Criterion-Collection/dp/B000VARC2S/ref=sr_1_1?ie=UTF8&qid=1349541186&sr=8-1&keywords=berlin+alexanderplatz+criterion
Fernsehtrum için: http://www.tv-turm.de/en/
Kızıl Belediye Sarayı: http://www.berlin.de/orte/sehenswuerdigkeiten/rotes-rathaus/index.en.php
Marx-Engels Forumu: http://en.wikipedia.org/wiki/Marx-Engels_Forum
Müzeler adası için: http://www.berlin.de/orte/sehenswuerdigkeiten/museumsinsel/index.en.php
Berlin Hohenschönhausen Memorial:http://en.wikipedia.org/wiki/Berlin-Hohensch%C3%B6nhausen_Memorial
http://www.berlin.de/orte/museum/gedenkstaette-berlin-hohenschoenhausen/index.en.php?lang=en
Ampelmannchenhttp://en.wikipedia.org/wiki/Ampelm%C3%A4nnchen






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder